26 Eylül 2009 Cumartesi

Bilmece Deneği


Yukarıdaki amcayı tanıdınız mı? Efendim, duyamadım? Heh, tanıyanlar çıktı! Bir zamanlar çocukların neşe kaynağı olan Yalvaç Ural kendisi :).
Bu yazı ise, benim onla yaşadığım küçük bir anıdır.

Bilenler bilir, bir zamanlar zıpır bilmeceler vardı, Yalvaç Ural tarafından yazılan. Her yaştan insanın dilindeydi bunlar ve sizi ansızın yakalayabiliyordu.

"İtfayeciler neden pantolon giyer?"
"Eee şey bulamadım neden? (o zamanlar yeniydi cevabı herkes bilmiyordu :P)
"Ahahaha! Tabiiki de pantolonları düşmesin diye!"


Örnekler çoğaltılabilir ama ben, bu klişe bilmecenin dışında başka bir klişenin ilk denendiği çocuk olarak anlatacağım bu anımı :). Bazı kesim insanlar buna (nedenini anlamadığım bir biçimde) inanmasa da ben bunu burdan anltacağım kardeşim :P. Yaşadım ben bunu, yeter!

Şimdi, büyük halamın( iki halam var) Tekirdağ'da bir yazlığı var. Hala da var. Biz o zamanlar, benim yaşım 5 veya 6ydı, her yaz ailecek halamın yazlığına gider, kuzenler falan filen 2 oda 1 saalon yazlık evde 11 kişi kalırdık(keyfe bak!) :P. Küçük halam da gelirdi ailesiyle.
Yazlık sahibi halamın yan komşusu ise Yalvaç Ural'dan başkası değildi. Yazlık evinde kitaplar yazan ve yeni "zıpır" bilmeceler üreten, bıyıklı ve hafif göbekli bir amcaydı gözümde. Meşhurdu ya çok çekinirdim ondan :P. Utangaçtım zaten hepten ekiniyordum ondan.

Bir gün beni içeriden çağırdı annemler, koştum çıktım bahçeye, bir de baktım Yalvaç Amca ve halamlar konuşuyor.

"Hazal gel sana bir sorum var."dedi Utandım ama yaklaştım ona doğru.
"Hayaletler yüzmek için nereye gider?"
Hazırlıksız yakalanmıştım! Yepyeni bir zıpır bilmeceyle karşı karşıyaydım!
"Eee...bilemedim neden?"
"Ölü Deniz'e!" dedi gülerek. Ben de gülmüştüm ve bu bilmece çok hoşuma gitmişti. İstanbul'a dönünce her önüme gelene bu bilmeceyi sormuştum. Eh, o zaman da bunun cevabı çok bilinmiyordu.

İşte Ölü Deniz zıpır bilmecesinin ve aynı zamanda şu an herkesin bildiği bu bilmecenin üzerinde denendiği ilk çocuk benim :D. Adam tepkimi ölçtü işte bariz bir biçimde. O bilmeceydi o gün yazmış söylenene göre.

He bir de bana o gün bir kitap hediye etmişti. Aslında iki tane ama diğerinin resmini bulamadım :( ve adını da unutmuşum. İşte verdiklerinden biri hemen aşağıda :).


17 Eylül 2009 Perşembe

Ben Bunu Yaşadım :D!


Yukarıdaki karikatür, "Uykusuz" dergisinin çizerlerinden Umut Sarıkaya'ya aittir. Resimdeki yazıları okuyacak olursanız, o günkü halimle ilgili bir fikir edinmiş olacaksınız :).

"Mont Beni", isimli bu şiir ve karikatürü ben pazartesi günü yaşadım!

Pazartesi günü havaların ısınacağını zaten hava tahminlerinde bangır bangır görüyorduk. Ben de eşi dostu uyardım "Bakın hele buraya! Havalar pazartesi ısınıyor!" falan filan diye. E ne oldu? Mont Beni oldu xD.

Pazartesi camdan kafamı çıkartıp baktım hava serin geldi. Bende giydim uzun kolluyu, üstüne kapişonlu svitşortu çıktım dışarı :P. Dışarda afkanlar bastı! Ben de tıpkı karikatürdeki adam gibi "Tedarikliyim diye sevindim" :D. Ama sonuç? Bunalım!

Akşam iftardan snra dönücem o zaman hava soğuk olur diye avuttum kendimi. Minibüse yürürken yolun yarısında, sırtımdan sökercesine fırlattım svitşörtü ama bu defa elimde kaldı ağırlık yaptı :P. Yetmedi, uzun kollu tişöartte boğdu beni ama artık onu da çıkartamıyor insan :D.

Bir karikötürün can bulmuş hali olarak, "Ya belki beni,m gibi uzun kollu giymiş olan vardır" diyerek tüm yol boyunca (40 dakika) yoldan gelen geçeni süzdümi dikizledim. Yaşlı teyzeler üşür be onlar kalın giyinmiştir derken karşıma çıkan bütün teyzeler kolsuz giymesin mi! Abooovvvv!
Yaşlılar bile kısa şeylerle ferahlarken ben depresyona bir adım daha yaklaştım. Yoldai işe gittiği için uzun kollu gömlek giymiş beylerle avundum, birkaç hanım üzerine inca, uzun kollu yeleğimsi şeylerden almış bir de su serpti içime. E tabii benimki acınası bir rahatlama xD.

Mont Beni şiirini burdan kendime armağan ediyorum :).

16 Eylül 2009 Çarşamba

Vodafone İkoncanı

Bir Avea kullanıcısı olmama rağmen az önce yaşadığım şeyle gülmekten yerlere düştüm :D.

Efendim geçen gün Penguen dergisinde, Patates Baskı bölümünde şöyle bir yazı gördüm(bu haftaki sayısında):

"Avea ve Turkcell'in 'Aradığınız kişiye ulaşılamıyo' mesajı güzel sesli bir bayandan dinletilirken Vodafone neden adam sesi koymuş?..."

Bilmeyenlere duyuralım, "Patates Baskı" kısmında kişilerin hem komik hem de doğru tespitleri yayınlanır. Ancak komik olan bu yazdığım değildi.

Vodafone bunu okuyup çok içerlemiş olacak ki o "ulaşılamıyor" diyen adamı değiştirmiş, ama kimle xD!

Az önce arkadaşın diğer hattı açık mı diye aradım ve karşıma bir tiki, bir ikoncan, o gecelerimin kabusu olan kızlardan biri çıktı ve şöyle dedi bana:

"Irıdığınız kişiye ulaşımıyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyiniz."

xD Irıdığınız nedir ya nedir xD?
Bir de bunu yuvarlayarak söylüyor siz düşünün gerisini artık :P. Ben duyunca yarıldım :). Aradığını diyemeyen bir genç kızımızı getirip koymuşlar. Ancak sesi de çok sıkkın. Bitse de gitsek modunda. "lütfen daha sonra tekrar deneyin" derken "ay yiteeeer!" dediğini duyar gibiyim(yeter değil evet yiter :D).

15 Eylül 2009 Salı

Nasıl Süründüm/Eğlendim



Ben okul bitimiyle birlikte neler yaptığımı anlatmamışım :P. Eh, başlayalım o zaman hazır daha okul açılmamışken.

Efendim not ortalamam gayet harikayken küüüüüt diye bir odunla nakavt oldum. Nasıl mı? Matematik-2 dersinden "F" ile kalarak :D. Önceki dönem DD gelen Fizik dersimi bile çok yukarılara çekip, yine kalacağım diye zırıl zırıl ağladığım Programlamdan da BA ile geçmiştim ve seyirciler beni alkışlıyordu! Gaza geldim, gençtim, güçlüydüm; zeki ve atılgandım. "Neden bu dönem ortalamayı 3.50 yapıp gözüne vurmayayım!" dedim. Matematik okunana kadar ortalamam 3.57 idi xD. Tabii daha tüm derslerim okunmamıştı :P. Baktım Matematik-2 "F", oturdum hocaya saydım içimden. Sonra aklımı başıma devşirip kendi hatalarımı gördüm. Boşlamıştım bu dersi, hatta çoğuna girmemiştim. Diğer seneye alttan alarak vakit kaybetmektense yaz okuluna gittim.

İyiki de gitmişim!

Bütün yazım zehir olacak diye düşünenlere inat, haftada sadece bir gün gittim okula ve gittiğimde de hem dersler çok keyifligeçti hem de ortam süperdi! Yanımda en yakın arkadaşım, dersi erken bitiren hocamız ve yazın keyfiyle ders bitimi etrafta gezip tozmamızla her şey çok güzeldi.
Yaz okulundan ben de herkes gibi korkuyordum ama gördüm ki, sürünmeyi beklerken eğlenceli bir yaz okulu dönemi geçirdim.
Eh, tatil de bir yere kadar. Okula gitmek eğlenceli olmuştu bana. Hatta kısa zaman sonra "İyiki kalmışım beee." demeye başladım etrafıma.
Adeta bir kişilik çatışması yaşamam nedne oldu bu ama. Önce koca bir F'i görmemle depresyona girmem ve ardından yaz okuluna gidip mutlu olmam... Sizce de garip değil mi???
Eğer diğer sene alttan alsaydım baş edemezdim. Bu yüzden herkese tavsiyem kaldığınız dersi hemen o yaz (imkanınız varsa) alın da kurtulun. Yaz okulunda bizim üst sınıflar avrdı, adam son sınıf olmuş 1.sınıf dersini vermeye çalışıyor hala. Zor bir durum.

Bana gelince, BA ile Matematik-2'yi verdim, rahatladım. Bunun yanı sıra iki sözel dersim Türk Dili ve İnkılap beni şaşırtan notlar verdi. İlk dönem AA gelen Türk Dili dersim ikinci dönem BB geldi -_-'. Halbuki en yüksek notlara sahiptim. Bizim hoca kızlara gıcık arkadaşlar. Herkes diyordu bunu yaşamış oldum. İnkılap ise ilk dönem BB iken bu dönem CC geldi. Amaaaan çok da umrumda!
Son olarak Lojik Devreler'den de CD gelerek en kötü notum bu oldu(en kötü günümüz bu olsun gibi oldu :) ).

Bir seneyi bitirdim ve şimdi 2.sınıfa geçtm :P. İkinci dönem not ortalamam 3.26 gelerek burs alma hayallerim çöp tenekesine atılan kağıt gibi basket oldu xD. 3.5 istiyolar ben napıyım :P.

11 Ağustos 2009 Salı

Böyle Bebek Olmaz Olsun!!!

Bratz midir nedir, şu abuk subuk bebeklere uyuzum! Bizim zamanımızda Barbie Cindy vardı, usturuplu kızlardı. Böyle cici cici giydidirir alış verişe, çocuk bakmaya gönderir. Bazen evinin kadını çocuklarının anası, bazen de doktor, veteriner gibi yararlı işlerin adamı yapardık. Ata biner, çiftlik idare eder, koca marketi işletir falan filan. 10 parmağında 1 marifetti. Ama bunlar öyle değil ki!
Kızım olsa bu Bratz zımbırtısından almam! Neden mi? Yahu çok afedersiniz de aynı "kaşar" kızlar gibi giyiniyorlar! O gözler ne öyle hem? Anime mi bunlar? Hiç de anime değil ecchi :P. Sonra dudalar? E bu kız büyüyünce dudaklarına silikon burnuna da estetik yaptırır tabii. Bi dudağı yerde diğeri gökte oyuncaklarla büyüynce insan ne gördüyse o oluyor. Yazık valla çağımızın kızlarına. Neden arkamdan gelen neslin böyle yoldan çıkmış ve ar damarı çatlamış anlıyoruz böylece. Daha küçükken oynadığı oyuncaklar böyleyse, sokakata gördüğüm daha ergenliğe girmemiş ama kadın gibi gezen zavallılar ne yapsın?
Ayrıca, etraflarına baktıklarında da çevredeki ablalar da öyle olunca(sokaktaki kızlar) hepten yoldan çıkıyorlar.
Geçen ay televizyonda anlatmıştı bir doktor, küçük çocuklarda cinsel uyarılmalar başlıyormuş çok çok erken yaşlarda. Bu son zamanlarda olan bir şey. Nedenleri oldukça fazla ama oynanan oyuncaklar da etkiliyor insanı.
Yok arkadaş, Bratz mi ne zıkkımsa ben bunlara karşıyım. Zaten bunlar çıktıktan sonra, Barbieler de bozuldu yalan değil. Oyuncaklardaki kadınsılık, ama kaşarlık denecek kadar olan kadınsılık, benim canıma tak etti.
Silikon dudaklı ve makyajdan palyaçoya dönmüş bebeklere hayır! Yarın öbür gün anne-baba olduğumuzda çocuklarımızı neyle oynatacağız? Kızım kaşar olsun istemiyorum! Kim isterki?
SOn hecelleri uzata uzata konuşan, ota b*ka çığlık atan, erkek görünce evrim geçiren, moda kelimesine tapan bir nesil görmek yeterince üzücü zaten. Daha dün gördüm bir tanesini, acıdım. Çok ciddiyim sinirlenemek yerine acıdım. Daha 11-12 yaşında falan, saçlarını o tepeyi şişirip tepeli güvercinler gibi yapan stilden yapmış, elinde aslında eline sığmayan ufacık bir çanta(aaa ama sapı zincir lütfen! bilin bunları xD), yüzünde makyajıyla artist bir biçimde yürüyordu. 20 yaşındayım, daha bir kere öyle gezmedim be! Bunlar daha şimdiden böyle.

Yazık dememi tekrarlıyorum. Bu çocukları kim kurtaracak, kim insan yapacak merak ediyorum. İçleri de boş olamsa yine rahat edeceğimde, özenti ve boş bir genç nesille burun buruna yaşamak da çok zor be!

03 Mayıs 2009 Pazar

Online Kapışma-MyBrute

Annnaaaaa! Nasıl bir oyun bu.
Online bir oyundan bahsediyorum burda. Geyik Mühendisi kendi Sharmute'unu tanıtmış, biz de ordan tanıştık bu oyunla bugün.
Bir karatker yaratıyorsunuz ve salıyorsunuz dövüşe! Bu karakterler de çok şeker yahu! 3 tane karakterim var şu an. Aslında 5 ama, 3 tanesine şifre koydum. Şifre koymazsanız başkaları da oynayabiliyor mesela. Bu da güzel bir olay. Siz yokken karkaterinizi başkası da paylaşabiliyor. Hee ama gelir şifre koyarsa olmaz :S.
Dövüşler otomatik yapılıyor. Siz dövüşüceğiniz karakteri seçiyorsunuz ve hooooop dövüş başlıyor. Siz de arkanıza yaslanıp izliyorsunuz. İlerledikçe özel yetenek, expreince ve silah da kazanıyorsunuz.
Siz yokken biri sizinle dövüş yapmış mı diye karakterinize bakmanız yeterli. Yanda yazıyor hepsi liste halinde. Yeşil bir kutu içindeyse kazandınız, kırmızıysa yenildiniz demektir.
Bunu dışında bir de "pupil" yani öğrenci olayı var. Birinin öğrencisi olabildiğiniz gibi aynı zaman da başkası da sizin öğrenciniz olabiliyor. Bu da demektir ki, bir "master"ınız oluyor ya da o "master" siz oluyorsunuz. Bir nevi usta-çekirge olayı.
Pupil kısmına tıkladığınızda, eğer varsa, öğrencilerinizi eğiten karakterinizi görebilirsiniz.
Master yazan kısma tıklayıp, orda sizin karakterinizin eğitim görme duurmuna bakabilirsiniz.Aynı hareketleri yapıyorlar aslında).
Listeleme sistemi de var oyunda. İlk 20 falan hep kaydediliyor ve görebiliyorsunuz level kaçlar, ne yapmışlar falan filan diye. Brute olma sırası siz de olabilir!

Adres için hemen;
http://mybrute.com/ sayfasına gidin.

Benim 4 karakterden biriyle maç yapmak için ise, birini seçin ve dövüşe başlayın:)!

İzolde;
http://izolde.mybrute.com

Asheeru;
http://asheeru.mybrute.com

Ollanhre;
http://ollanrhe.mybrute.com

Hhare;
http://hhare.mybrute.com

Benimkileri uçarı seçmedim, ama anime karakterleri gibi olan birçok karakter seçeneği de mevuct. Bakmayın benimkilere :P.
Çeşit çok bol. Karakterin yanında rengini(ten,saç,göz)de ayarlamak mümken :).

29 Nisan 2009 Çarşamba

Arkaya Doğru İlerleyeliiiim!

Nasıl bir kabustur bu! Neden insanlar bu hareketi yapmaktan bıkmaz, usanmazlar! İlla ki şoför muavini bu lafı söylemeli midir? Neden? Başka türlü arkaya geçemiyor muyuz?
Hayır efendim geçemiyoruz... Hoş, muavin bunu diyince sağa sola sallanarak bir kıpırtı yaratılıyor ama ilerlenmiyor ya, o da ayrı.
Yıllardır otobüste gidip geliyorum. Gidip gelmeye de devame deceğim ama birazdan değineceğim olay değişmeyecektir: arkaya doğru ilerleme!
Orta kapıda biri durduysa eyvah! İçgüdüsel olarak herkes durur! Kardeşim geçsene yanında! Yok! Orda beklemeye başlarsınız. Derken kapıya doğru yığılma olur. Binenler bir yığın gereksiz kavga ve küfürler eşliğinde birbirlerini ittirirler. Halbuki neden nderi? Biri orta kapının önünde durur, diğer akıllılarda yanında egçip gitmez.
Otobüs tıkış tıkış mı geliyor? Bilinki arkası bomboş. Sonra benim gibi, "şurda boş yer var geçer misniz?" ya da "ilerler misiniz?" gibi sinirinizi zap etmeye çalışan bir yüz ifadesiyle kibarlıktan ödnün vermeyen sözler söylersiniz. Siz böyle diyince birden oranın boş olduğunu görür bazıları. Bazıları da istifini bozmaz, az biraz öteye gider ki siz geçin diye. Ne varsa orda... Demirle bütünleşme seansı.
Beni illet eden bir durumdur bu. Çok muzdaribim bu konuda! Arkaya doğru ilerleyelim artık!
Orta kapıda duranlara lafım yok. Ne var dursunlar; ama başkaları da ordan geçip arkaya gitmeyi akıl etsin!
Arkaya ancak şu kadar gidebilirsiniz, arka koltuklardan 2.sinin hizasına kadar. Çünkü orda da biri durur, ama bu kişi orta kapı gibi geçilesi değildir. Biraz daha gidipa rkaya ulaşmak yerine en yakınındaki insanla arasında 3-4 koltuk mesafe bırakarak durur. İşte bunlar yolu tıkayanlardandır!
Bunlara bağıra bağıra söylemek gerekir. Benim gibi kibar kibar söylemek değil :P.
Arkaya ulaşmayı başarırsanız, hem rahata erer, hem de sizinle birlikte başklarını da kurtarmış olursunuz :).
Tıkamayın şu ön kapıyı!

 


Sürünen Öğrenci Modeli © 2008. Design by: Pocket